# Ne oldu?

Türk Psikofarmakoloji Derneği (TAP) Başkanı Prof. Dr. Kemal Sayar, 20 Nisan 2026 tarihinde Antalya’da gerçekleştirilen 17. Uluslararası Psikofarmakoloji ve Çocuk‑Ergen Psikofarmakolojisi / Psikoterapi Kongresi’nde, dijital kültürün bireylerin davranışsal ve nörolojik süreçlerine etkileri üzerine açıklamalarda bulundu. Sayar, özellikle genç nesillerde dürtü kontrolünün giderek zorlaştığını ve ekranlardan gelen anlık onayların (beğeni, puan, bildirim vb.) bireyleri haz odaklı bir döngüye sürüklediğini vurguladı.

# Ayrıntılar

Sayar, bilgisayar oyunları ve sosyal medya bildirimleri gibi hızlı geri bildirimlerin dopamin sistemini doğrudan uyardığını, bu durumun “hızlı haz tercihi” olarak adlandırdığı bir eğilim yarattığını belirtti. Bu mekanizma, bireylerin uzun vadeli hedeflerden ziyade anlık tatmin arayışına yönelmesine neden oluyor. Konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Dopamin devreleri çok hızlı çalışıyor. Bizi çabuk hazza götürecek şeyleri tercih ediyoruz. Dijital kültür bizi adeta dopamin bağımlısı yaptı.”

Sayar ayrıca, özdenetim ve hazzı erteleme becerisinin zayıflamasının, gençlerde problem çözme yetilerini kısıtladığını ve bu durumun şiddete yönelim riskini artırabileceğini hatırlattı. “Gençlerin içinde dürtüsel problemler arttıkça daha kolay şiddete başvurabildiklerine, bu nedenle ruh sağlığı hizmetinin önemine işaret etti,” şeklinde konuştu.

# Neden önemli?

Bu görüşler, dijital çağda çocuk ve ergen gelişiminin yalnızca akademik başarıyla ölçülmemesi gerektiğini ortaya koyuyor. Anlık uyarıcıların yoğun olduğu bir ortamda, sabır, öfke kontrolü ve empati gibi temel psikososyal becerilerin gelişmemesi, bireysel ve toplumsal riskleri tetikleyebilir. Uzmanlar, aile içinde eksik kalan duygusal öğrenmenin, okullar aracılığıyla telafi edilmesinin şart olduğunu vurguluyor. Okullarda gençlere öfke denetimi, nezaket ve empati gibi “terbiyeler” verilmesi, dürtüsel tepkilerin önüne geçilmesinde ve şiddet eğiliminin azaltılmasında önleyici bir faktör olarak görülüyor.

# Sırada ne var?

Kongrede yapılan değerlendirmeler, eğitim programları ve ruh sağlığı politikalarında davranışsal becerilere daha fazla yer verilmesi gerektiğini işaret ediyor. Uzmanlar, ailelerin ve eğitimcilerin çocukların ekran kullanımını dengeli bir şekilde yönetmelerini, gençlere yönelik psikolojik destek mekanizmalarını güçlendirmelerini öneriyor. Önümüzdeki dönemde, dijital uyaranların ergen gelişimi ve dürtü denetimi üzerindeki uzun vadeli etkilerini inceleyen akademik çalışmaların artması ve önleyici ruh sağlığı modellerinin tartışma gündeminde yer alması bekleniyor.