# APBA Kısa Özet

Kauda ekuina sendromu (CES), spinal kordun alt ucundaki sinir köklerinin bası altında kalmasıyla karakterize, acil müdahale gerektiren ağır bir nörolojik tablodur. Yaşlı ve diabetes mellitus tanısı bulunan popülasyonda, diyabete bağlı periferik veya otonom nöropati bulguları ile CES semptomlarının örtüşmesi, klinik değerlendirmeyi karmaşıklaştırmaktadır. 14 farklı ülkede yürütülmüş 28 çalışmayı ve teyit edilmiş CES tanılı 1.427 diyabetli yaşlı hastayı kapsayan sistematik derleme ve meta-analiz verileri; tanı sürecinde ortalama 4,8 günlük bir gecikme yaşandığını, olguların %38,7'sinde klasik eyer tarzı duyu kaybının (saddle anaesthesia) başlangıçta izlenmediğini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, ilk 48 saat içerisinde gerçekleştirilen cerrahi dekompresyonun mesane fonksiyonlarının geri kazanımı üzerinde belirgin bir üstünlük sağladığı (OR: 2,74) ve preoperatif glisemik kontrol düzeyinin (HbA1c) nörolojik toparlanma üzerinde doğrudan bir belirleyici olduğu tespit edilmiştir.

# Çalışma neyi araştırdı?

Bu sistematik derleme ve meta-analiz, diabetes mellitus tanısı olan yaşlı hastalarda gelişen kauda ekuina sendromunun klinik, radyolojik ve cerrahi sonuçlarını incelemeyi hedeflemiştir. Araştırmanın temel odak noktaları şunlardır:

Tanı aşamasında karşılaşılan gecikmeler ve bu gecikmelerin klinik özellikleri, Başvuru anındaki atipik veya maskelenmiş nörolojik semptomların (özellikle eyer tarzı anestezi yokluğu) sıklığı, Cerrahi dekompresyon zamanlamasının (özellikle semptom başlangıcından sonraki ilk 48 saatlik pencere) fonksiyonel ve mesane iyileşmesi üzerindeki etkisi, Cerrahi öncesi glisemik kontrol göstergesi olan HbA1c düzeylerinin postoperatif nörolojik iyileşme ile kantitatif ilişkisi, * Girişim sonrası perioperatif komplikasyon oranları ve 30 günlük mortalite sıklığı.

Çalışma, diyabetik yaşlı popülasyonda acil omurga cerrahisi yönetimine ilişkin kanıta dayalı kantitatif veriler sunmayı amaçlamıştır.

# Yöntem

Araştırma protokolü kapsamında PubMed/MEDLINE, Embase, Scopus, Web of Science ve Cochrane CENTRAL veri tabanları taranmıştır. Ocak 2015 ile Nisan 2026 tarihleri arasında yayımlanan ve yaşlı diyabetik hastalarda doğrulanmış kauda ekuina sendromunu ele alan çalışmalar taranmıştır. İnceleme sürecinde şu metodolojik adımlar izlenmiştir:

İki bağımsız araştırmacı tarafından çalışma seçimi, veri çıkarma ve yanlılık riski (risk of bias) değerlendirmesi gerçekleştirilmiştir. 2016 ile 2025 yılları arasında yayımlanan, 14 ülkeden toplam 28 çalışma analize dahil edilmiştir. Toplam örneklem büyüklüğü 1.427 hastadan oluşmaktadır. İstatistiksel analizlerde heterojenlik durumunu dengelemek amacıyla rastgele etkiler modeli (random-effects meta-analysis) kullanılmıştır. * Çalışmalar arasındaki heterojenliğin derecesi $I^2$ istatistiği ile değerlendirilmiştir ($I^2 = \%38$).

# Temel bulgular

Meta-analiz sonucunda elde edilen temel klinik ve cerrahi parametreler şu şekildedir:

Tanı Gecikmesi: Diyabetik yaşlı CES hastalarında birleşik ortalama tanı gecikmesi süresi 4,8 gün olarak hesaplanmıştır (%95 GA: 3,9 - 5,7 gün). Atipik Başvuru: Hastaların %38,7'sinde tanı anında CES için tipik kabul edilen eyer tarzı duyu kaybı (saddle anaesthesia) tespit edilmemiştir. Cerrahi Zamanlama ve Mesane İyileşmesi: Semptom başlangıcından itibaren ilk 48 saat içinde cerrahi dekompresyon uygulanan hastalarda mesane fonksiyonlarının toparlanma olasılığı anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (Odds Ratio [OR]: 2,74; %95 GA: 1,89 - 3,97; $I^2 = \%38$). Glisemik Kontrolün Etkisi: Ameliyat öncesi HbA1c seviyesindeki her %1'lik artışın, nörolojik iyileşme oranında %4,3'lük bir azalma ile ilişkili olduğu belirlenmiştir ($p = 0,003$). * Komplikasyon ve Mortalite Oranları: Havuzlanmış genel perioperatif komplikasyon oranı %34,7 (%95 GA: %29,1 - %40,3) ve 30 günlük mortalite oranı %2,2 olarak bildirilmiştir.

# Bulgular ne anlama geliyor?

Elde edilen bulgular, yaşlı diyabetik hastalarda kauda ekuina sendromunun klasik tablodan önemli ölçüde sapabileceğini göstermektedir. Olguların üçte birinden fazlasında (%38,7) eyer tarzı duyu kaybının olmaması, hekimlerin klinik şüphe eşiğini düşürerek ortalama 4,8 günlük tanı gecikmesine zemin hazırlamaktadır. Bu gecikme, diyabetik polinöropatinin yarattığı duyusal ve otonomik bozuklukların sinir kökü basısına bağlı semptomlarla karıştırılmasından kaynaklanabilmektedir.

Bunun yanı sıra, 48 saatlik cerrahi eşiğin mesane iyileşmesini 2,74 kat artırması, tanısal belirsizliklere rağmen acil radyolojik doğrulama ve dekompresyonun kritik değerini kanıtlamaktadır. Preoperatif HbA1c düzeyinin nörolojik toparlanma üzerindeki doğrudan negatif etkisi ($p = 0,003$), kontrolsüz hipergliseminin ve mikrovasküler hasarın sinir dokusunun rejenerasyon kapasitesini kısıtladığına işaret etmektedir. Dolayısıyla diyabetik tablonun cerrahi başarı üzerindeki biyolojik yükü kantitatif olarak kanıtlanmıştır.

# Klinik önem

Klinik pratikte nöroloji, beyin ve sinir cerrahisi, ortopedi ve acil tıp uzmanlarının diyabetik yaşlı hastalardaki akut veya ilerleyici nörolojik defisitleri değerlendirirken şu unsurları göz önünde bulundurması gerekir:

Klasik eyer tarzı duyu kaybı bulunmasa dahi, yeni gelişen sfinkter kusurları veya alt ekstremite zaaflarında kauda ekuina sendromu ayırıcı tanıda dışlanmamalıdır. Tanı konulduğu andan itibaren ilk 48 saat içinde cerrahi dekompresyonun sağlanması, kalıcı mesane disfonksiyonunun önlenmesinde birincil hedef olmalıdır. Preoperatif dönemde hastaların HbA1c düzeylerinin bilinmesi, postoperatif nörolojik beklentilerin ve rehabilitasyon potansiyelinin belirlenmesinde prognostik bir gösterge olarak değerlendirilmelidir. %34,7'lik komplikasyon riski ve %2,2'lik mortalite oranı göz önüne alınarak, perioperatif süreçte çok yönlü medikal takip planlanmalıdır.

# Sınırlılıklar

Analiz edilen verilerin yorumlanmasında dikkate alınması gereken bazı kısıtlılıklar mevcuttur:

Dahil edilen çalışmalar arasında orta düzeyde heterojenlik saptanmıştır ($I^2 = \%38$). Verilerin gözlemsel tasarımlı çalışmalardan derlenmiş olması, doğrudan nedensellik ilişkisi kurma gücünü sınırlamaktadır. İncelenen çalışmalarda potansiyel yayın yanlılığı (publication bias) değerlendirilmemiştir. Çalışmalar arasında tanı kriterleri, radyolojik değerlendirme protokolleri ve cerrahi zamanlama tanımlarında değişkenlikler bulunmaktadır. * Hastaların uzun dönem nörolojik ve fonksiyonel takip verileri sınırlı sayıdadır.