# APBA Kısa Özet

Japonya'da yürütülen bir randomize kontrollü deneme, 3 yaş altı çocuğu olan ve çocuğunun akut hastalık geçirdiğini bildiren 140 ebeveynin iki dijital eğitim formatından birine (elektronik belge ya da video) atanmasını içeriyor. Eğitim öncesi ve sonrası ölçümlerle ebeveynlerin kendini rapor ettiği bilgi düzeyi, durum ve özellik anksiyete (State‑Trait Anxiety Inventory) ve memnuniyet değerlendirilmiştir. Sonuçlar, her iki formatın da bilgi seviyesini istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde (p < 0.01) artırdığını, ancak anksiyete skorlarında anlamlı bir değişiklik yaratmadığını gösterdi. Memnuniyet oranı ise yüksek bulundu.

# Çalışma neyi araştırdı?

Araştırmanın temel sorusu, elektronik belge tabanlı eğitim ile video tabanlı eğitimin, akut hastalık yaşayan küçük çocukların ebeveynlerinin bilgi düzeyi, anksiyete seviyesi ve eğitim memnuniyeti üzerindeki etkilerini karşılaştırmak oldu. Çocukların akut hastalık dönemlerinde ebeveynlerin doğru kararlar alabilmesi, gereksiz acil servis ziyaretlerini azaltması ve çocuğun güvenliğini sağlaması açısından kritik öneme sahiptir. Bu bağlamda, dijital eğitim materyallerinin ebeveyn davranışlarını nasıl şekillendirdiği incelendi.

# Yöntem

  • Çalışma tasarımı: Tek merkezli, çift‑kör (katılımcılar hangi grup olduklarını bilmedi) randomize kontrollü çalışma.
  • Katılımcılar: 140 yetişkin (her iki grupta 70’er), 3 yaş altı çocuğu olan ve son 12 ay içinde çocuğunun akut hastalık (örneğin ateş, solunum yolu enfeksiyonu) deneyimlediğini self‑report eden ebeveynler.
  • Randomizasyon: Basit rastgele sayı üreteciyle iki eşit gruba dağıtıldı; bir grup elektronik belge (PDF formatında hazırlanmış metin ve görseller), diğer grup ise aynı içerik temelli bir eğitim videosu izledi.
  • Eğitim içeriği: Çocukta acil müdahale gerektiren semptomlar, evde izlenebilecek belirtiler, güvenilir bilgi kaynakları, doktorla iletişim kurma zamanlaması ve acil durum arama numaraları gibi konuları kapsayan standart bir müfredat.
  • Ölçüm araçları:
  • Kendini rapor edilen bilgi: Araştırmacılar tarafından geliştirilen 20 maddelik Likert ölçeği; toplam puan 0‑100 arası.
  • Anksiyete: State‑Trait Anxiety Inventory (STAI) kullanılarak durum (state) ve özellik (trait) anksiyete alt ölçekleri ayrı ayrı puanlandı.
  • Memnuniyet: 5‑puanlı Likert ölçeğiyle eğitim formatına ilişkin genel memnuniyet soruldu.
  • Zaman çizelgesi: Eğitim öncesi (baseline) ve eğitim sonrası (2‑hafta içinde) aynı anketler uygulanarak pre‑post değişiklikleri hesaplandı.
  • İstatistiksel analiz: Paired t‑test ile grup içi değişiklikler, bağımsız t‑test ile gruplar arası değişiklikler incelendi; p < 0.05 anlamlı kabul edildi.

# Temel bulgular

  1. Bilgi artışı: Her iki grup da eğitim sonrası toplam bilgi skorunda istatistiksel olarak anlamlı bir artış gösterdi (p < 0.01). Grup içi ortalama artış yaklaşık 15 puan olarak rapor edildi; grup arası fark istatistiksel olarak anlamlı değildi.
  2. İçerik‑spesifik gelişmeler: Video grubunda, "evde dikkat edilmesi gereken semptomlar" ve "güvenilir bilgi kaynakları" maddelerinde daha büyük iyileşmeler görülürken, elektronik belge grubunda "tıbbi danışmanlık gerektiren semptomlar" ve "acil çağrı numaraları" konularında daha belirgin ilerleme kaydedildi.
  3. Anksiyete: STAI‑state ve STAI‑trait skorları her iki grup için de eğitim öncesi ve sonrası arasında anlamlı bir değişiklik göstermedi (p > 0.05).
  4. Memnuniyet: 5‑puanlık ölçeğin ortalama puanı 4.6 (video) ve 4.5 (belge) olarak yüksek bulundu; katılımcıların %90’dan fazlası eğitimi faydalı ve anlaşılır buldu.

# Bulgular ne anlama geliyor?

Bu sonuçlar, dijital eğitim materyallerinin ebeveynlerin bilgi düzeyini artırmada etkili olduğunu doğrularken, anksiye üzerindeki etkisinin sınırlı olduğunu ortaya koymaktadır. Bilgi artışı, ebeveynlerin çocuğun semptomlarını daha doğru sınıflandırmasına ve gerektiğinde uygun sağlık hizmeti aramasına yardımcı olabilir. Ancak, anksiyete gibi duygusal tepkilerin sadece bilgiyle düzenlenemeyeceği, daha kapsamlı psikososyal destek veya etkileşimli eğitim (örneğin, simülasyon, rol‑oyunları, gerçek‑zaman geri bildirim) gerektirebileceği anlamına gelir.

# Klinik önem

  • Uygulama: Hastaneler, poliklinikler ve birincil bakım birimleri, ebeveynlere yönelik dijital bilgi paketlerini rutin bakım sürecine entegre edebilir. Özellikle yoğun bakım ve acil servislerde bekleme sürelerini kısaltmak, gereksiz tetkik ve muayene taleplerini azaltabilir.
  • Eğitim tasarımı: Bilgi odaklı içeriklerin yanı sıra, duygusal destek sağlayan bileşenlerin (örneğin, kısa rahatlatıcı videolar, sorular‑cevap oturumları) eklenmesi, ebeveynlerin kaygı düzeylerini düşürmede potansiyel fayda sağlayabilir.
  • Politika: Sağlık otoriteleri, ebeveyn eğitiminde dijital materyalleri standartlaştırırken, kültürel ve dilsel uyarlamaları göz önünde bulundurmalı; bu çalışma Japonya’da yapılmış olduğundan, farklı ülkelerdeki kültürel farklılıkların etkisi araştırılmalıdır.

# Sınırlılıklar

  1. Coğrafi sınırlama: Çalışma tek bir ülkede (Japonya) yürütülmüş, bu nedenle sonuçların farklı kültürler, sağlık sistemleri ve sosyoekonomik gruplar için genellenebilirliği sınırlı.
  2. Kısa takip süresi: Eğitim sonrası ölçümler 2‑hafta içinde yapılmış; uzun vadeli bilgi tutma ve anksiyete değişiklikleri izlenmemiştir.
  3. Ölçüm araçları: Bilgi ölçeği araştırmacılar tarafından geliştirilmiş olup, dış doğrulama yapılmamıştır; bu durum ölçüm geçerliliğini etkileyebilir.
  4. Etkinlik çeşitliliği: Sadece iki dijital format (statik belge, tek yönlü video) incelenmiştir; interaktif uygulamalar, mobil uygulamalar veya sanal gerçeklik gibi daha dinamik yöntemler değerlendirilmemiştir.
  5. Bilinçli yanıt: Katılımcıların kendilerini rapor ettiği bilgi ve memnuniyet skorları sosyal istek yanlılığına açık olabilir.

Bu sınırlamalar göz önünde bulundurularak, gelecekte çok merkezli, uzun vadeli ve daha çeşitli dijital eğitim stratejilerini kapsayan araştırmaların yapılması önerilmektedir.