# Ne oldu?

Gazze Şeridi ve işgal altındaki Batı Şeria'da askeri saldırılar, baskınlar ve insansız hava aracı (İHA) operasyonları sivil can kayıplarına yol açmayı sürdürüyor. Sahadaki aktarımlara göre Gazze Şeridi'nin orta kesiminde yer alan Deyr el-Belah kentinde bir evin avlusuna yönelik gerçekleştirilen İHA saldırısında bir Filistinli hayatını kaybetti, çevrede bulunan çok sayıda kişi ise yaralandı. Yine bölgeden gelen bilgilere göre daha önceki saldırılarda yaralanmış olan bir çocuğun da yaşamını yitirdiği bildirildi.

Eş zamanlı olarak işgal altındaki Batı Şeria'da Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler ile İsrail askerlerinin düzenlediği baskınlarda, biri çocuk olmak üzere en az 8 Filistinlinin yaralandığı aktarıldı. Askeri operasyonların ve çatışmaların yarattığı fiziki yıkım doğrudan sağlık merkezlerine yansırken, Gazze'nin en büyük hastanesi konumundaki Şifa Hastanesi'nde görev yapan Filistinli mühendisler, imkansızlıklara rağmen tıbbi cihazları yeniden işler hale getirmek amacıyla yoğun bir teknik kurtarma çalışması başlattı.

# Ayrıntılar

Gazze Şeridi'nde ve Batı Şeria'da insani yardım çalışanları ile sağlık personellerinin faaliyet yürüttüğü zemin giderek daralıyor. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric tarafından paylaşılan resmî veriler, 2025 yılı boyunca Gazze'de 186 insani yardım çalışanının öldürüldüğünü belgeledi. Dujarric, bu ağır tablo sebebiyle Gazze'nin insani yardım çalışanları açısından küresel ölçekte "en ölümcül bölge" haline geldiğini kamuoyuna açıkladı.

Sahadaki insan kaybının ve sağlık üzerindeki fiziksel tahribatın ulaştığı seviyeye ilişkin bir diğer çarpıcı bilanço ise Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) cephesinden duyuruldu. MSF Gazze Acil Durum Operasyonlar Birimi Sorumlusu Ozan Ağbaş, saldırıların kesintisiz biçimde sürdüğü Gazze'de 10 Ekim 2025 tarihinden bu yana neredeyse her 80 dakikada bir Filistinlinin yaşamını yitirdiğini ya da yaralandığını ifade etti.

Süregelen bombardımanlar ve uygulanan sıkı abluka şartları altında yeni tıbbi cihaz veya yedek parça temin edemeyen Şifa Hastanesi personeli, çözümü yerel teknik mühendislik girişimlerinde arıyor. Şifa Hastanesi'nde vazife yürüten Filistinli mühendisler, İsrail saldırıları neticesinde zarar görmüş ve kullanılamaz duruma gelmiş cihazları inceliyor. Mühendisler, hurdaya dönmüş ekipmanlar üzerinden sağlam kalan elektronik ve mekanik parçaları tek tek sökerek doktorların hastalıkları teşhis etmesinde doğrudan ihtiyaç duyduğu medikal cihazlara monte ediyor. Bu sayede çalışamaz durumdaki bazı kritik teşhis araçları yeniden devreye sokuluyor.

# Neden önemli?

Uluslararası insancıl hukuk uyarınca hastaneler, sağlık altyapıları ve sivil insani yardım personeli mutlak koruma altında bulunması gereken unsurlardır. Ancak BM Sözcülüğünün duyurduğu 186 insani yardım görevlisi kaybı ve MSF'nin her 80 dakikada bir can kaybı ya da yaralanmaya işaret eden verileri, bölgede yardım ve tedavi güvenliğinin bütünüyle çöktüğünü gösteriyor.

Sağlık tesislerinde teşhis cihazlarının devre dışı kalması, cerrahi ve tıbbi müdahalelerin aksamasına ve erken müdahale imkanının yok olmasına yol açıyor. Şifa Hastanesi'ndeki mühendislerin sağlam parçaları ayıklayarak yürüttüğü geri kazanım faaliyeti, yerel düzeyde olağanüstü bir çaba ortaya koysa da modern bir sağlık hizmetinin parça devşirme yöntemiyle sürdürülemeyeceği açıktır. Sağlık hizmeti zincirinin kopması, hafif yaralanmaların veya teşhis edilebilir hastalıkların dahi ölümle sonuçlanma riskini ciddi boyutta artırmaktadır.

# Sırada ne var?

Bölgedeki askeri saldırıların ve çatışmaların devam etmesi karşısında, Şifa Hastanesi başta olmak üzere Gazze'deki sağlık kuruluşlarının teknik dayanma kapasitesinin ne kadar süreyle korunabileceği belirsizliğini koruyor. Sahadaki yardım kuruluşları ve BM yetkilileri, insani yardım personeline dönük güvenlik güvencelerinin sağlanması ve temel tıbbi tedarik koridorlarının açılması yönündeki taleplerini yinelemektedir. Şifa Hastanesi'ndeki mühendislerin çabaları kısıtlı sayıda cihazın geçici olarak çalışmasını sağlasa da bölgeye kesintisiz yedek parça, ilaç ve yeni tıbbi ekipman girişi sağlanamadığı sürece sağlık krizinin daha da ağırlaşması kaçınılmaz görülüyor.