# APBA Kısa Özet

Prostat adenokarsinomu kaynaklı omurga metastazlarında stereotaktik beden radyoterapisi (SBRT) ve tek fraksiyon stereotaktik radyocerrahi (SRS) uygulamalarını değerlendiren kapsamlı bir sistematik derleme literatüre kazandırılmıştır. Beş bağımsız çalışmadan elde edilen 322 hasta ve 501 omurga lezyonuna ait verilerin sentezlendiği bu derlemede, spinal SBRT yaklaşımının 1 ila 2 yıllık takip sürelerinde tipik olarak %90'ın üzerinde lokal kontrol (LC) sağladığı ortaya konmuştur. Tedaviye bağlı toksisite profilinin genel olarak kabul edilebilir düzeyde kaldığı, yan etkilerin ağırlıklı olarak Evre I-II advers olaylardan oluştuğu ve vertebra kompresyon kırığı oranlarının %4 ile %10 arasında seyrettiği bildirilmiştir. Hastalığın hormonal durumuna yönelik yapılan alt grup değerlendirmelerinde ise hormon duyarlı prostat kanseri (HSPC) tanılı bireylerin, kastrasyona dirençli prostat kanseri (CRPC) tanılı bireylere kıyasla daha elverişli lokal kontrol ve genel sağkalım (OS) gösterdiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte, iki biyolojik durum arasındaki doğrudan karşılaştırmanın sadece sınırlı sayıda retrospektif ve randomize olmayan çalışmaya dayanması, kesin nedensellik çıkarımları yapılmasını sınırlandırmaktadır.

# Çalışma neyi araştırdı?

İleri evre prostat adenokarsinomunun seyrinde omurga metastazları, hastalarda şiddetli mekanik ve nöropatik ağrı, omurilik basısı riski ve belirgin fonksiyonel kayıplarla seyreden yüksek morbiditeli tablolara yol açmaktadır. Konvansiyonel palyatif radyoterapiye kıyasla yüksek hassasiyetle hedef hacme ablatif radyasyon dozları iletebilen ve çevre kritik nöral dokuları koruyabilen stereotaktik beden radyoterapisi (SBRT) ile tek fraksiyon stereotaktik radyocerrahi (SRS), son yıllarda omurga metastazlarının yönetiminde öncelikli bir lokal tedavi seçeneği haline gelmiştir.

Bununla birlikte, prostat kanserinin sistemik biyolojisi homojen değildir; androjen baskılama tedavisine yanıt veren hormon duyarlı evre (HSPC) ile bu tedavilere direnç geliştiren kastrasyona dirençli evre (CRPC) arasında belirgin biyolojik, genetik ve prognostik farklılıklar bulunmaktadır. Tümörün hormonal duyarlılık durumunun spinal SBRT sonrası elde edilen lokal tümör kontrolü, genel sağkalım ve semptomatik palyasyon üzerindeki etkisi klinik literatürde tam olarak aydınlatılamamıştır.

Bu sistematik derlemenin temel amacı, prostat adenokarsinomuna bağlı omurga metastazı tanısıyla SBRT veya SRS uygulanan erişkin hastalarda lokal kontrol, genel sağkalım, kastrasyon direncine ilerleme, ağrı yanıtı ve tedaviye bağlı toksisite sonuçlarını sistematik olarak analiz etmektir. Çalışma ayrıca mevcut veriler doğrultusunda hormonal duyarlılık durumunun (HSPC ile CRPC ayrımı) bu onkolojik ve klinik sonuçlar üzerindeki doğrudan etkisini değerlendirmeyi hedeflemiştir.

# Yöntem

Bu araştırma, PRISMA (Preferred Reporting Items for Systematic Reviews and Meta-Analyses) kılavuz ilkelerine tam uyum sağlanarak yürütülmüş bir sistematik derlemedir. Literatür taraması 20 Haziran 2025 tarihinde PubMed, Scopus, Web of Science, Cochrane Library ve Embase veri tabanlarında eşzamanlı olarak gerçekleştirilmiştir.

Derlemeye dahil edilme kriterleri şu şekilde belirlenmiştir: Prostat adenokarsinoması kaynaklı spinal metastazı bulunan erişkin hastaların incelenmiş olması, Hastaların omurga lezyonlarına yönelik SBRT veya tek fraksiyon SRS ile tedavi edilmiş olması, * Araştırmaların onkolojik veya klinik sonuçları bildirmiş olması ve mümkün olan durumlarda bu sonuçları hormonal duruma (HSPC veya CRPC) göre katmanlandırarak sunması.

Sistematik tarama ve uygunluk değerlendirmeleri sonucunda toplam 5 çalışma analize dahil edilmiştir. Bu çalışmalar toplam 322 hastayı ve tedavi edilen 501 omurga lezyonunu kapsamaktadır. Dahil edilen çalışmaların veri setlerinden lokal kontrol (LC), genel sağkalım (OS), kastrasyon direncine ilerleme durumu, tedavi öncesi ve sonrası ağrı yanıtı skorları ile tedaviye bağlı toksisite verileri yapılandırılmış formlarla çıkarılmıştır. Analize dahil edilen çalışmaların büyük çoğunluğunun retrospektif kohort niteliğinde olduğu ve doğrudan hormonal durum karşılaştırması sunan verilerin kısıtlı bir hasta alt grubundan elde edildiği raporlanmıştır.

# Temel bulgular

Sistematik derlemede elde edilen birincil ve ikincil onkolojik bulgular şu başlıklar altında toplanmıştır:

Lokal Kontrol Başarısı: Spinal SBRT/SRS uygulamaları, prostat kanseri omurga metastazlarında yüksek oranda lokal kontrol sağlamıştır. Dahil edilen çalışmalarda 1 ve 2 yıllık lokal kontrol oranlarının tipik olarak %90'ın üzerinde gerçekleştiği belirlenmiştir. Hormonal Durumun Etkisi (HSPC vs. CRPC): Hastaların hormonal duyarlılık durumunu doğrudan karşılaştıran iki çalışmada (toplam yaklaşık 174 hasta), lokal kontrol ve genel sağkalım sonuçlarının HSPC grubunda CRPC grubuna kıyasla sayısal ve istatistiksel açıdan anlamlı derecede daha elverişli olduğu gözlenmiştir. Tedaviye Bağlı Toksisite ve Güvenlilik Profili: Spinal SBRT sonrası yan etki insidansı genel olarak düşük seviyelerde kalmıştır. Bildirilen yan etkilerin çok büyük bir kısmının Evre I ve II düzeyindeki hafif advers olaylardan oluştuğu kaydedilmiştir. Spinal ablatif radyoterapinin en kritik yapısal risklerinden biri olan vertebra kompresyon kırığı (VCF) gelişme sıklığının ise %4 ile %10 arasında değiştiği saptanmıştır. Ağrı Kontrolü ve Palyatif Yanıt: Tedavi öncesinde semptomatik omurga metastazı bulunan hastaların yaklaşık yarısında (%50), radyoterapi uygulamasını takiben tam veya kısmi klinik ağrı palyasyonu sağlandığı bildirilmiştir.

# Bulgular ne anlama geliyor?

Bu sistematik derlemenin sentezlediği veriler, prostat kanseri spinal metastazlarında SBRT ve SRS yaklaşımlarının oldukça güçlü bir lokal ablatif etkinlik sunduğunu ve 1-2 yıllık zaman diliminde %90'ı aşan lokal kontrol düzeylerine ulaşılabildiğini doğrulamaktadır. Toksisite profilinin kabul edilebilir sınırlar içinde kalması ve vertebra kompresyon kırığı insidansının %4-10 bandında seyretmesi, yüksek dozlu radyasyonun omurga anatomisine güvenle uygulanabileceğini göstermektedir.

Hormon duyarlı (HSPC) hastalarda kastrasyona dirençli (CRPC) hastalara göre daha yüksek lokal kontrol ve sağkalım oranlarının gözlenmesi, tümörün biyolojik evresinin radyasyon duyarlılığı ve tedavi başarısı üzerinde kritik bir belirleyici olabileceğine işaret etmektedir. CRPC evresine geçiş sürecinde hücresel düzeyde gelişen moleküler direnç mekanizmaları, DNA hasar onarım yolaklarındaki değişiklikler ve sistemik hastalık yükünün biyolojik agresifliği, lokal radyoterapiye verilen yanıtı sınırlandırıyor olabilir. Buna karşılık HSPC evresinde uygulanan ablatif müdahalelerin hem sistemik tedavilerin devam eden etkinliği hem de tümörün görece daha düşük radyorezistansı sayesinde daha yüksek başarı oranları sunduğu düşünülmektedir. Yine de bu veriler, CRPC hastalarında spinal SBRT'nin etkisiz olduğu şeklinde yorumlanmamalı; aksine iki hasta grubu arasında prognostik farklılıkların bulunduğunu göstermektedir.

# Klinik önem

Klinik onkoloji ve radyasyon onkolojisi pratiği açısından bu derleme, prostat kanseri omurga metastazlarında SBRT'nin standart veya güçlü bir seçenek olarak yerini pekiştirmektedir. Hastaların yaklaşık yarısında sağlanan tam veya kısmi ağrı kontrolü, yöntemin onkolojik kontrolün yanı sıra yaşam kalitesini koruma hedefi açısından da değerli bir araç olduğunu kanıtlamaktadır.

Özellikle oligometastatik veya sınırlı metastatik HSPC evresindeki hastalarda omurga lezyonlarına erken dönemde uygulanacak ablatif SBRT, hem yerel nüks riskini asgari düzeye indirmekte hem de genel hastalık kontrolüne katkı sağlamaktadır. Klinisyenlerin, kastrasyona dirençli evredeki metastatik olgularda radyoterapi sonrası izlem sıklığını ve lokal nüks olasılıklarını değerlendirirken hastalığın hormonal zeminini hesaba katmaları gerekebilir. Bununla birlikte, hormonal duruma göre doz modifikasyonu veya tedavi stratejisi değişikliği önermek için mevcut kanıt düzeyi henüz yeterli olmayıp, tedavi kararları multidisipliner tümör konseylerinde bireyselleştirilmelidir.

# Sınırlılıklar

Elde edilen sonuçların klinik yorumlamasında dikkate alınması gereken temel metodolojik ve kanıt temelli sınırlılıklar bulunmaktadır:

Dar Kanıt Tabanı: Sistematik derleme sadece 5 çalışmayı ve toplam 322 hastayı kapsamakta olup, toplam örneklem büyüklüğü sınırlıdır. Retrospektif Tasarım: Dahil edilen çalışmaların büyük bir bölümü retrospektif nitelikte olup seçim yanlılığı (selection bias) ve eksik veri riskleri taşımaktadır. Sınırlı Karşılaştırmalı Veri: HSPC ile CRPC alt grupları arasındaki doğrudan karşılaştırma yalnızca iki çalışmada ve toplam yaklaşık 174 hastada gerçekleştirilebilmiştir; bu durum istatistiksel kesinliği kısıtlamaktadır. Heterojenlik: İncelenen çalışmalar arasında uygulanan SBRT fraksiyonasyon protokolleri, radyocerrahi dozları ve hastaların eşzamanlı veya ardışık olarak aldıkları sistemik tedavi rejimleri açısından belirgin metodolojik ve klinik heterojenlik mevcuttur.