# Ne oldu?

23 Nisan 2026 tarihinde Malatya’da düzenlenen Aşı Haftası etkinliğinde Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) Aşı Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ateş Kara, yerli aşı üretim hedeflerini kamuoyuyla paylaştı. Kara, "Eğer istediğimiz şekilde gidebilirsek artık ihtiyaç duyduğumuz aşıları tamamen Türkiye'de üretir hâle geleceğiz" diyerek, stratejik öneme sahip aşıların yerli üretim yolunda atılan adımları özetledi. Açıklamaları, kuduz, Kırım Kongo kanamalı ateşi (KKA), solunum yolu senkopisi (RSV) aşıları ve mevcut beş temel aşı (kızamık, kızamıkçık, kabakulak, difteri‑tetanoz‑boğmaca [Tdap] ve konjuge pnömokok) üzerine odaklandı.

# Ayrıntılar

  • Kuduz aşısı: Kara, "kuduz aşısında hayvan çalışmaları düzeyine geldik, ilk uygulamalarımızı yapıyoruz" ifadeleriyle, hayvan deneylerinin tamamlandığını ve klinik aşamaya geçiş için hazırlıkların sürdüğünü belirtti.
  • Kırım Kongo kanamalı ateşi (KKA) aşısı: "Önümüzdeki birkaç ay içerisinde hayvan çalışmalarına başlayacağız" denildi; bu, KKA aşısının geliştirme sürecinde erken bir aşamaya işaret ediyor.
  • RSV aşısı: Kara, "RSV için çocuklarda ve büyüklerimizde çok önemli bir aşının üzerinde çalışıyoruz, ama bu henüz hayvan çalışmalarının öncesindeki dönemde" diyerek, araştırmanın başlangıç aşamasında olduğunu vurguladı.
  • Mevcut beş aşı: Kızamık, kızamıkçık, kabakulak, difteri‑tetanoz‑boğmaca (Tdap) ve konjuge pnömokok aşılarının teknoloji transferiyle Türkiye’de üretilmesi hedefleniyor. Kara, "Bu aşıların da ülkemizde üretilmesini istiyoruz ve ona yönelik çalışıyoruz" şeklinde bir niyet beyan etti.
  • Zaman çerçevesi: Kara, yeni aşıların 2‑3 yıl içinde kullanılabilir hâle gelmesinin hedeflendiğini söyledi; ancak bu tahmin, geliştirme sürecindeki belirsizlikler ve olası düzenleyici gecikmeler nedeniyle kesin bir tarih sağlamıyor.

# Neden önemli?

Yerli aşı üretimi, dışa bağımlılığı azaltarak ulusal sağlık güvenliğini güçlendirmeyi amaçlıyor. Özellikle kuduz ve KKA gibi zoonotik hastalıkların kontrolü, hayvan‑insan geçişi riskini azaltma potansiyeli taşıyor. RSV aşısı ise hem çocuklarda hem de yaşlı nüfusta ciddi solunum yolu komplikasyonlarını önleyebilir; bu da sağlık sistemi üzerindeki yükü hafifletebilir. Mevcut beş aşıyı yerli üretime geçirmek, maliyet tasarrufu ve tedarik zinciri esnekliği sağlayarak uzun vadeli sürdürülebilir bir aşı politikası oluşturabilir. Ancak, geliştirme aşamasındaki aşıların klinik denemeler, onay süreçleri ve üretim kapasitesi gibi faktörler, hedeflenen 2‑3 yıllık zaman çizelgesinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini belirleyecek.

# Sırada ne var?

  • Kuduz aşısı: Hayvan deneylerinden elde edilen verilerin değerlendirilmesi ve insan klinik denemelerinin planlanması bekleniyor.
  • KKA aşısı: Önümüzdeki aylarda hayvan çalışmaları başlatılacak; bu aşamadan sonra preklinik güvenlik ve etkililik raporları hazırlanacak.
  • RSV aşısı: Laboratuvar ortamında ön araştırmalar sürüyor; hayvan çalışması aşamasına geçiş için gerekli kaynakların temini ve protokol onayları izlenecek.
  • Teknoloji transferi: Kızamık, kızamıkçık, kabakulak, Tdap ve konjuge pnömokok aşıları için uluslararası üreticilerle anlaşmaların detaylandırılması ve yerel üretim hatlarının kurulması süreci devam ediyor.
  • Regülasyon ve finansman: TÜSEB, ilgili bakanlık ve özel sektör ortaklarıyla birlikte, geliştirme sürecinin her aşamasında gerekli mali ve yasal destekleri sağlamayı planlıyor.

Bu adımlar, Türkiye’nin aşı bağımsızlığını artırma vizyonunun bir parçası olarak izleniyor ve ilerleyen dönemlerde resmi açıklamalarla güncellenecek.